HAYIRDIR YOLCULUK NEREYE?

Şarkida da dediği gibi, bir garip yolcuyuz, hayat yolunda. Yolunu kaybetmiş, gerçekten de, perişanız biz. Perişaniz evet. Ama hiç birimiz, perişan olduğumuzun, farkina dahi varmıyoruz. ‘’zaman artık böyle’’ gibi, iç boş bir cümleye sığınıp, vicdan rahatlatıyoruz. Fakat ahlak, her zaman aynı değil mi? Edep, geçen zaman ile birlikte, buhar olup uçtu mu? Ya da islam, zamana göre şekil alacak, bir din mi?

Günümüzün insanlarina bakıyorum; evet herkes koşuyor, lakin hiç kimse ve hiç bir şekilde nereye koştuğunu bilmiyor. Evet herkes çok paylaşımcı, fakat hiç kimse, zamanını, sohbetini, selamını, sevgisini değil de, herkes yediğinin, içtiğinin ve gezdiğinin sadece fotoğrafinı paylaşiyor. Sonra da her cuma günü, yine o iğrenç sosyal medyadan, islam kokan, ayet ve hadislerle dolu paylaşip, kendini kusursuz müslüman zannediyor.

        nedense, hem çok şey ile meşgul, hem çok konu ile düşünceli, hem sayısiz cümle ile haşir neşir, hem birçok konuda dertli ve çok şikayetçi, bunlar ile de, sanal alemde de, çok mutlu, çok neşeli, çok ta güzeliz. Peki ya hangisi doğru? Ve bizim kaç tane yüzümüz var?  

        elimden geldiği ve oturduğum yerden, gözümün iliştiği alan kadariyla, hayatin her noktasinı gözlenmeyi de çok seviyorum, hayatin her noktasina kalem oynatmayı da… aşk var benim kalemim ucunda. Gençlik var, islam var, şükür var, keşke olmasa lakin, isyan var, gündem var, siyaset var, allah aşkı var ve kabul, sevabı da var kalemimin, çok büyük günahı da. Ve yine kabul ediyorum, kalemim haddinıi aşan şeyler yazıp, başımi ağırtıyor. Fakat ben tıpki, mecnunun leyla’sına, ferhatin şirin’ine ve keremin aslı’sına aşık olduğu gibi, ben de kalemime, öyle aşığim işte. Asla inat etmiyorum ama, kalemimden gelecek her acıya da, ‘’eyvalah’’ demek istiyorum.

        ve bugün, günümüzün insanları, insanliğin geldiği son nokta takıldi kalemimin ucuna. İnsanlığa ve içinde insan olan her türlü ilişkiye baktiğim vakit, gördüğüm şeyler kadar, görmediğim, daha doğrusu göremediğim şeyler üzüyor beni. İnsanlarda olan egoyu ve kibiri gördüğüm vakit, benim canim acıyor. Tek bir yüzü olan, bir insan göremediğim vakit, benim yüreğimde depremler oluyor. Bu geçici dünyada, hele hele islamin son kalesi olan türkiye’de, bir kulun, diğer kulun kuyusunu kazdığını gördüğüm vakit, benim bu ülkeye dair umutlarım, bir bir yıkıliyor.

        işte tam da bu yüzden, bu toplumda nefes alan her bir insan, ani bir frenle kendine dönüp; “hayırdir yolculuk nereye?’’ diye sormak zorunda. ‘’islam’ın son kalesi türkiye’’ tezine deli gibi sarılmak ve her insan, gerçek bir müslüman, daha doğrusu, her insan, gerçek bir ‘’insan’’ olmak zorunda.  

Ziyaret: 306

Yazar: omerali

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir