Düş Yolları

Bugün, nefse neşe veren bir yalanın, yüreğe huzur katan bir hayalin ve kaleme ilham olan bir düş ’ün tam ortasındayım. Bir hayal, bir düş ortamı olsa, bedende hiçbir engel, dilde mühür kalmasa da, gerçeğin içinden gelen, bir rüzgâr esiyor bu dünyada. Gerçeğin fotoğrafları, duyguları, imkân ya da imkânsızlıkları, kısacası, gerçeğin hayatları var bu düş dünyasında.

        Her ne kadar, gerçeğe dair pek çok şey olsa da, düş dünyası sonuçta. Bu yüzden, yürüyorum en özgür şekilde. Yürüyorum, bir sağa, bir sola selam vere vere. Yürüyorum, çiçeğin, böceğin varlığını hissede hissede. Yürüyorum, önüme gelen her insana tebessüm ede ede. Ve yürüyorum, gerçeğimi ret edip, aklımda fikir, yüreğimde duygu ve lal olmuş dilimde, sayısız cümle biriktire biriktire.

        Yürüyorum ama her şey, her taraf yabancı geliyor gözüme. Hayır, hayır, bir düş ortamında olduğum için, değil sanki bu durum. Çevremde dolaşan insanlar yabancı geliyor. O insanların kurduğu cümleler, yüreğinden geçen istekler, korkular, çektiği ahlar yabancı geliyor. Geleceğe dair hayalleri, hüzünleri, dertleri yabancı geliyor. Ettikleri dualar, duydukları ihtiyaçlar, yaşanan acılar son derece yabancı geliyor. Neresi burası, ben neredeyim ve kim bu insanlar bilmiyorum. Delice bir merak uyanıyor yüreğimde. Ben de, bu merakı gidermek adına, yürüyorum, etrafa baka baka. Yürüyorum, bu ortamın özündeki sırrı araya araya.

        Hayal bu ya; merakın verdiği heyecan, beni daha hızlı yürütüyor. Tarif edemediğim, ilginç bir yerdeyim adeta. Bir yanda korkunç bomba sesi var, bir yanda ise, ürkek ezan sesi. Bir köşede açlık, çaresizlik var, bir köşede de, yaşanan züllüme karşı, dünyanın en haklı, en şerefli, isyan hareketi…

 Yürüyorum şaşkınlık içinde. Yürüyorum hem korku, hem çılgın bir öfke içinde. Ve önüme gelen her insanine yüzüne bakıp, nerede olduğumu anlamaya çalışıyorum. En sonunda, tüm cesaretimi toplayıp, önüme ilk çıkana, ‘’neredeyiz?’’ diye haykırıyorum. ‘’biz neredeyiz, burası neresi?’’ diye bağırıyorum. Aldığım cevap ise; “Ortadoğu’’ oluyor. “İslamin başkenti olması gereken, hakkin, hukukun, adaletin başkenti olması gereken Ortadoğu, artık acının, zulmün, çaresizliğin, hüznün başkenti’’ diyorlar. İşte o an, bütün cümleler, beni terk ediyor. Ne diyeceğimi, ne şekilde yorum yapacağımı bilmiyor, devam ediyorum adım adım yürümeye…

İçinde olduğum yer, bir düş dünyası olsa da, Ortadoğu’da olduğumu anlayınca, daha dikkatli bakmak istiyorum etrafıma. Söylenen sözleri, yakılan ağıtları daha iyi anlamak adına, konuşmak istiyorum, önüme çıkan her insanla.

Düş bu ya; Ortadoğu’yu, yürüyerek gezebiliyorum. Mesela, yemen sokaklarındayım şuanda. Bir genç adam çıkıyor karşıma. ‘’nazilsin?’’ diye soruyorum, hüzünlü ve bir o kadar gururlu sesle, “şükür, iyiyim’’ diyebiliyor. ‘’burada mı yaşıyorsun, eşin dostun var mı, ya da bir ailen?’’ diyorum, ‘’evet burada yaşıyorum.’’ diyor. ‘’evliyim, dört çocuğum var. Lakin en küçüğüm, bugün öldü’’ diyor. ‘’neden?’’ diyorum, cevabi, ‘’açlıktan’’ oluyor. Bu cevap karşısında bir cümle bulamıyor, omuzunu sıvazlayıp ayrılıyorum oradan.

Yürüyorum ve yürüdüğüm yol, beni bu sefer Filistin’e götürüyor. Burada da durum, ne yazık ki aynı. Kulakları sağır eden bomba sesi, vicdanları kanatan işkence ve çaresizlikle, burada da durum aynı işte. Daha sonra, yaşlı bir amca kesiyor önümü. Bana; ‘’nereden geldin sen oğul?’’ diye soruyor. ‘’Türkiye’den’’ dediğim vakit ise, sanki bir sığınağa, bir limana sarılır gibi, sarılıyor bana. ‘’bir siz varsınız ayakta kalan. Sizin düştüğünüz an, İslam da, düşecek dünyadan’’ diyor. Ben yiye, hiçbir şey diyemeden devam ediyorum yoluma…

Sonra, Türkiye geliyor gözümün önüme. Hal, her zamanın hali işte. Öfke çok, sabır yok. Şikâyet çok, tahammül yok. Aç karın yok ama tok olan göz de yok. Ortadoğu’daki çaresizliği ve acıyı, Türkiye’deki isyanı görünce, nokta koyuyorum tüm cümlelerime.

Ziyaret: 2007

Yazar: omerali

6 thoughts on “Düş Yolları

    Fatih KÖK

    (1 Şubat 2020 - 16:07)

    Güzel gönlüne, kalemine sağlık kardeşim

    Cemal Koturoğlu

    (1 Şubat 2020 - 22:07)

    Ömer kardeş. Çok güzel dökmüşsün gerçekleri yazıya. Bu gerçekleri okumayı yazmanı istemezdik. Keşke daha iyi düşler dökülseydi kaleminden. Tüm dünyaya, özellikle Ortadoğu’ya çare dilerim. İnsan olabilmeyi özümüze dönmeyi çok isterdim. Yüreğine sağlık.

    Yusuf

    (2 Şubat 2020 - 08:58)

    Ağzına sağlık çok güzel yazmışsın hemen paylaştım

    Ahmet

    (3 Şubat 2020 - 07:50)

    Güzel yazı bir solukta okudum. Akıcı yazılması bunda etken tabi.

    “En sonunda, tüm cesaretimi toplayıp, önüme ilk çıkana, ‘’neredeyiz?’’ diye haykırıyorum. ‘’biz neredeyiz, burası neresi?’’ diye bağırıyorum. Aldığım cevap ise; “Ortadoğu’’ oluyor. “İslamin başkenti olması gereken, hakkin, hukukun, adaletin başkenti olması gereken Ortadoğu, artık acının, zulmün, çaresizliğin, hüznün başkenti’’ diyorlar. İşte o an, bütün cümleler, beni terk ediyor. ”

    Çok iyi.

    Selcuk Tufan

    (5 Şubat 2020 - 21:11)

    Yüreğine Sağlık Kardeşim. Çok Güzel Bir yazı olmuş

    Veysi kaya

    (6 Şubat 2020 - 23:17)

    Yüreğine sağlık ömercik
    Çevremizdeki onca yüreği engelli insanlar var söyledikleri insanın yüreğine dokunuyor düş yolları çok iyi geldi
    Bahtın gönlün ve Düş yolun açık olsun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir