Deprem Ve Gündem

        24 Ocak 2020 akşamı, Elâzığ’da 6.8 büyüklüğünde, bir deprem meydana geldi. Öncelikle depremde vefat eden insanlarımıza Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifa diliyorum. Merkez üssü, Elâzığ sivrice olsa da, depremin meydana geldiği andan itibaren, tüm Türkiye’de, hüzün, korku ve muazzam bir seferberlik rüzgârı esmeye başladı. Sırf depremin değil, duanın da, merkez üssü Elâzığ sivrice idi.

        17 ağustos 1999 Marmara depremini yaşamış, iki üç saat enkaz altında ve kardeşini kaybetmiş biri olarak, cuma gecesinden beri, haberleri izlemedim, adeta 17 ağustos depremini yeniden yaşadım. Tedbirler alınsın, elbette alınacak. Ancak ben bugün, ‘’depreme hazırlıklı olmalıyız’’ ‘’deprem bizim gerçeğimiz, o’na göre yaşamalıyız.’’ ya da ‘’her evde bir deprem çantası olmalı’’ gibi, klasik ve bana göre saçma cümleler kurmak istemiyorum. Çünkü deprem, önüne geçilmesi çok zor, doğal afet. En güzel tedbir; evleri, dağa, taşa, sağlam zeminlere inşa edip, yüreklere sağlam iman, inanç dikerek, yaratana teslim olmaktır.

        Deprem olduğu andan itibaren, tüm Türkiye’nin yüreği, Elâzığ’da atmaya başladı. Yüksek ve öfkeli sesler, anında kesildi. Kirli siyasi tartışmalar, anında çöp kutusuna gitti. Devlet ile millet, kol kola girdi yine. Başta içişleri bakanı Süleyman soylu olmak üzere, ilgili kurumları ile birlikte, tüm devlet, ışın hızı ile Elâzığ’da idi. Kızılay, afat görevlerini olması gerektiği gibi yaparak, Elâzığ halkı için, seferberlik ilan etti.

        Olması gereken her şey, tıkır tıkır oldu. Ama bir de, olmaması gerektiği halde olan, 17 ağustos 1999’un depremzedesi olarak, benim canımı yakan, şeyler de oldu deprem gündeminde. Gerek gönlüm, gerek sözlerim ve yazılarım ile ben, cumhurbaşkanı Erdoğan’ın safındayım. Ancak benim ile aynı safta olduğunu iddia eden, bir televizyon kanalında; “enkaz altından çıkan yaralılar, şehir hasta hanesinde, otel gibi odalarda, rahat rahat yatıyor.’’ şeklinde, buram buram reklam kokan cümleyi duydum ve benim canım yandı.

Daha sonra, sosyal medya terörü devreye girdi. Kendine; “sanatçı’’ diyen, bırakın insan olmayı, bulaşık köpüğünden öteye geçemeyen, Berna Lâçin’in, deprem üzerinden dahi, hükümete saldıran, lağımdan daha iğrenç teatini görünce, sabrım, öfkeme yenik düştü. Öte yandan, yine deprem üzerinden şovunu yapıp, sonra Erzurum’a, kar tatiline giden, İstanbul büyükşehir başkanını gördüğüm vakit ise; hem güldüm, hem de, ‘’rabbim bu ülkeyi, sizin elinize bırakmasın.’’ diye, çok dua ettim.

Biz, deprem üzerinden siyaset, deprem üzerinden reklam ve deprem üzerinden şov yaptık ya; ne diyeyim, geçmiş olsun Türkiye.

Ziyaret: 968

Yazar: omerali

1 thought on “Deprem Ve Gündem

    Recai SONKÜR

    (2 Şubat 2020 - 14:18)

    Depremle ilgili yazınızda “merkez üstü” nü merkez üssü olarak düzeltmenizi bir ağabeyiniz olarak istesem bana gücenmezsiniz umarım

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir