Yürümeden Koşuyorum

Otuz iki yıldır, dört tekeri olan, bazı insanlar için, kaba tabir ile “sakat’’ benim ve duyarlı insanlar için, “engelli’’ arabasında nefes tüketiyorum… Ben hayatımı, iki ayaküstünde değil, aksamı demir olan, ikisi büyük, ikisi küçük dört teker üstünde yaşıyorum. Ancak hayat bana, “sen dört teker üstündesin’’ deyip, ne es geçiyor, ne de bana kıyak. Her şeyi yaşatıp, yüreğime her duygudan bir parça koyuyor.

          Hayatimin bir günü, diğer gününe, hiçbir şekilde uymuyor işte. Evet, akıllıyım, ama konuşamıyorum, akıllıyım ama kendim tuvalete gidemiyor, kendim yıkanamıyor, kendim giyinemiyorum. Evet, akıllıyım, hem de çok akıllıyım. Ama yaşıtlarım, sokaklarda özgürce yürüyüp gezerken, ben aynı sokaklarda, birinin beni evden çıkartıp, arabamla yürüttüğü zaman gezebiliyorum. Yani akıllı olmam, gerçeklerimi hayatımdan silmedi, silmiyor ve hiçbir zaman silmeyecek te…

          Yirmi altı yaşında, duyguları, düşünceleri, istekleri ve hayalleri hiçbir sınır tanımazken, bedeninin  %92 engelli olan, hayatının baharını yaşayan bir gencim. Yüreğim her zaman, ağzına kadar doludur benim. Hayata göğüs gerecek inanç, iman da var, etrafa huzur saçan gül bahçesi de, bastıramadığım imkânsız arzular da ve bazen, saklandığı yerden canavar gibi çıkıp, sabrımı kirleten, zehir zıkkım öfke de var…

Yürüyemesem de, konuşamasam da, hayatimi tamamen birine bağımlı olarak yaşasam da, başımın üstünde sınırsız bir akıl, sol tarafımda ise, bedenimi hiçe sayan, engelsiz bir yürek taşıyorum. Ayaklarım tek bir adım atmadı, atmıyor ve ömrüm boyunca atmayacak işte… Ama aklım ve yüreğim sağlam. Normal olarak, her duyguyu tatmak, yaşıtlarım gibi, her şeyi özgürce yaşamak, gelecek ile ilgili hayaller kurmak istiyorum. Ne yazık ki ben hayati, bir bebek gibi yaşıyorum. Çünkü hiçbir şeyimi, tek başıma yapamıyorum. Kendim bir yere gidememek, ihtiyacımı görememek ve ömür boyu birine muhtaç olmak, bazen içimi çok acıtıyor. İşte hayatıma bu yönden bakınca, bütün artılarım, birden bire eksiye dönüşüyor. Ve durum böyle olunca açıkçası, pırlantadan parlak bir akılla sahip olmam, çoğu zaman yazı yazmaktan başka, hiçbir işe yaramıyor. Çünkü aklım olması, beni yürütmüyor, önümdeki yemeğimi yememe yardımcı olmuyor. Aklımla, kendi başıma giyinemiyor, sokaklarda gezemiyor ve hatta yüreğimde olan aşkı bile, özgürce yaşayamıyorum…

Evet, hayatı hiçbir şekilde yaşayamıyorum ama çılgınca hayaller kuruyorum. Mesela, geçen sabah saatler 09:00 sularını gösteriyor, gökyüzü maviliğiyle huzur saçıyor ve güneş tebessümüyle, her yeri ısıtıyordu. Ben de yatağımdayken, çılgın bir hayalin içinde buldum kendimi. Hayalimde kalkıp, şarkılar söyleyerek, önce duşumu aldım. Sonra, yaşıtlarım ile tek ortak noktam olarak gördüğüm, en sevdiğim kotumu, üstüne de jilet gibi ütülenmiş gömlek giydim. Ve en sonunda attım kendimi sokaklara… Bütün bunları, sadece hayalimde yaşadım ama mutluluğu o gün, geceye kadar sürdü…

Evet, akıl, gerçekten paha biçilemez büyük bir nimet. Ancak akıllısınız, her şeyi biliyor, görüyor ve her şeyi hissediyorsunuz ama hiçbir şekilde yaşayamıyorsunuz. Bu, hayatin en çetin imtihanı olsa gerek. Nefes aldığım süre boyunca, bedenim ile yüreğim, bir türlü aynı kulvarda yürüyemedi. Çünkü engelsiz insanlar, engelli insanları anlamadığı gibi, engelsiz yüreğim, %92 engelli bedenimi, hiçbir şekilde anlamıyor. Aklım düşüncemi, düşüncem yüreğimi gaza getirip, üçü birden “istiyorum’’ diye, bütün güçleriyle haykırmaya başlıyor. İtiraf edeyim o anlarda, hayata daha fazla dayanamayacağımı düşünüp, ruhumu bedenimden söküp, hakka doğru adım adım yürümek istiyorum.

Evet, biliyorum, bu düşüncem buram buram isyan kokuyor. Ancak bazen gerçeklerim, gerçekten canımı acıtıyor. Gülen yüzüm soluyor, göz bebeklerime hüzün dumanı oturuyor ve o anlarımı bile, dört tekeri olan arabamda yaşıyorum. Ve dilimden düşmüyor olsa bile, isyan da geçiyor aklımdan küfür de…

Benim hayatim, özetle böyle işte. Bazen dibin, en dibinde son noktayı arıyor, bazen de, bulutların üstünde, yeni ve hayat kokan cümlelere imza atıyorum. Evet, bazen dibin en dibine düşsem de, ben aslında, aklımdan geçen düşünceler ile kaleme aldığım cümleler ile ve en önemlisi, yüreğimde sabit duran inancım ile yürümeden koşuyorum hayat yollarında…

Ziyaret: 218

Yazar: omerali

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir