BAHAR TEMİZLİĞİ

     Bu yazıyı, henüz korona başlamadan önce yazmış, Haziran ayının ilk günlerinde paylaşmak adına, bir köşeye atmıştım ve bugün, tek bir harf değişmeden, sizinle paylaşıyorum, umarım beğenirsiniz. 2013 yılının, bahar mevsiminde, yine aynı başlık altında ve tabiki yine aynı köşede, o yılının geçen kışını ve gelen baharını anlatan, bir yazı kaleme almıştım. Bu yazıya başlamadan önce, 2013 yılında yazdığım yazıya baktım da, ilk paragrafında, şöyle demişim;             “Koca bir kış daha geride kaldı işte. Bu kış mevsiminde de, her birimiz aynı gökyüzü altında, aynı zaman diliminde, evlerimizin çatılarına aynı kar taneleri düşerken, evlerin içinde, birbirinden çok farklı şeyler yaşadık. Kimimiz, yeni başlangıçlar yapıp, yeni yollara adımlar attı, kimimiz, “canım” dediğinden koca darbeler yiyip, can acısı ile uğraştı. Kiminin hayatına, bir “merhaba” ile, insan kılığında güneş, girip, kışın ortasında baharı yaşattı”             Aradan geçen koca yedi yılın içinde, değişen şey çok, değişen hiç bir şey yok aslında. Şeytan, görevini yapıp, tüm dünyayı isyana ve küfre sürüklemeye çalışıyor, melek ise tüm dünyaya, iyiliği, güzelliği ve islamiyeti yaymak için çaba gösteriyor. Ancak ne yazık ki, şeytanın sesi, o gün de çok güçlü çıktığı gibi bugün de çok güçlü çıkıyor. Şeytanın sözü, o gün de ciddiye alınıp, çok fazla konuşulduğu gibi, bugün de, ciddiye alınıp, çok fazla konuşuluyor. Yani; dünyaya, öfke ve nefret ekmeyi görev bilen, dünya üstünde nefes alan, bütün insanları, her gün, hatta her an çamura sokmaya çalışan ve dünyayı yaratan Yüce Allah’a bile kafa şeytanın algısı, hakkı, hakikati savunan meleklerin gerçeklerini, direk çöpe atıyor.             Bu şeytan algısı yüzünden, yüreğimiz yoruldu, aklımız, beynimiz yoruldu. Doğruyu söyleyen dilimiz, o iğrenç algı ile savaşan kalemimiz ve şeytana, cevap vermeye çalışan dudaklarımız çok yoruldu ve ne yazık ki, şeytan bizi, kendi o rezil, o alçak seviyesine indirmeyi, çok güzel bir şekilde başardı. Sonra, O’nun sözlerini ciddiye alıp, karşı tezler, karşı ve gerçek kavramları savunarak, şeytan ile laf dalaşına girmeye başladık ve en sonunda da, aynı masaya oturup, bedenimizi de kirlettik, ruhumuzu da.             Evet, çok yorulduk, çok konuştuk ve konuştukça çok kirlendik yine. Bu yüzden, yedi yıl önce dediğim gibi; “hadi bu bahar, farklı bir şeyler yapalım hayatımızda. Bu bahar çekmeceler yerine, ilk önce yüreğimizde taşıdığımız her şeyi, tek tek ayıklayıp, boşu boşuna yer kaplayanları, hiç bir şey düşünmeden direk çöpe atalım. Odanın penceresinden gelen bahar kokusunu, yüreğimizin en derinliğinde hissedelim. Bu bahar, kaybedelim kendimizi. Bazen, bol kahkahalı hakiki dost sohbetinde, bazen, batan bir güneşin kızıllığında, bazen, çılgınca oyun oynayan bir çocuğun, neşeli sesinde ve bazen, bazen parlak ayın, huzur veren halinde kaybedelim kendimizi. Bu baharı ve yazı, temiz bir yürekle, temizlenerek yaşayalım.

Ziyaret: 252

Yazar: omerali

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir