HANGİSİ TEHLİKELİ

   Türkiye gibi, her bir köşesinde, ayrı güzellik olan, muazzam bir ülkede nefes alıyorsak, ‘’tehlike’’ bizim soyadımızdır. Hele hele, hem bu kadar güzel bir ülkede yaşayıp, hem de dünya düzenine kafa tutup, ‘’dünya, beşten büyüktür’’ diyor ve bu sözün, arkasından yürümeye çalışıyorsak, evden çıkarken, hepimizin birer kefen giymemiz lazım.  Ve bu, geçici bir durum değil. Bu, geçmiş asırlar boyunca bu şekilde sürdüğü gibi, gelecek asırlar boyunca, bu şekilde devam edecek. Yani öyle; “Türkiye, artık çok güçlü bir ülke. 15 Temmuz gecesi, milletin kutlu direnci ile, darbeler devri kapandı, FETÖ öldü bitti, PKK komaya girdi’’ gibi cümleler, bana içi boş geliyor.          

       Çünkü dediğim gibi; dünyanın en güzel ülkesi bize ait ve bu muazzam ülkenin sefasını, sadece biz sürüyoruz. Hatta zaman zaman, empati yapıp, kendimi Türkiye’yi ele geçirmek isteyen düşmanın yerine koyduğumda, açıkçası düşmana hak veriyorum. Zira, biz de az değiliz hani. Hem tüm insanlığın kıskandığı bir ülkede oturuyor, hem de bağımsızlık adına, yekvücut bir şekilde mücadele ediyoruz. Hem Avrupa ve Amerika’nın arkasında olduğu, PKK ve FETÖ terör örgütlerine karşı, zorlu bir savaş veriyor, hem de bu savaşta, kendi İHA ve SİHA’larımızı kullanıyoruz. Hem dünyaya diz çöktüren, korona virüsü, en az hasar ile atlatıyor, hem de korona ekonomisinde bile, hiç bir vatandaş mağdur edilmediği gibi, aynı zamanda da, ‘’pençe kartal’’ harekatıyla, dağlar tepeler teröristlerden temizliyoruz. Ve hem dünyanın göz bebeği olan, İstanbul’a sahibiz, hem de haç aşıkların, minareleri söküp, ortasına haç dikmek istedikleri Ayasofya’yı, camii olarak açmak üzeriyiz.      

           Yani ben de, düşmanın yerinde olsam, bugünkü Türkiye’ye, çok büyük öfke duyar, yükselen Türkiye’yi, deli gibi kıskanır ve böyle bir ülkeyi, yerin dibine gömmek için, yedi gün, yirmi dört saat, hain planlar kurarım. Düşman çünkü o. Türkiye’yi ele geçirmek adına, her türlü kirli tuzakları kurar, kuruyor ve kıyamet gününe kadar da, bu ülkeyi yerin dibine gömme amaçlı tuzaklar kuracaktır. Dedim ya; düşman o ve görevini yapıyor. Ama ben, bu ülkede nefes alan, bu ülkenin başarısını, benden daha iyi bilen ve ülkenin sefasını, benden daha çok sürenlerin, bugünkü Türkiye’den rahatsız olmalarını anlayamıyor, anlamak dahi istemiyorum.     

            Önce şurada anlaşalım. Hiç kimse, mevcut iktidarı sevmek zorunda değil. Küfür, hakaret olmadığı sürece, ağır eleştiri yapma ve hatta mevcut iktidardan, nefret etme hakkı, sonuna kadar vardır. Bu noktada, hiç bir sıkıntı yok ve olamaz. Hatta eleştiri olduğu yerde başarı, olmadığı yerde ise, tehlike yüksektir.                

Lakin ben, sorarım size hangisi daha tehlikeli? Askerlerimizin, şerefli silahına yem olan, dağdaki terörist mi daha tehlikeli, yoksa gazi meclis çatısı altında, ‘’isteseydik, biz de dağa çıkardık.’’ diye konuşan, o zat mı? Tehlikeli olan ne? Can çekişen FETÖ mü, FETÖ’ye sahip çıkan zihniyet ve söylemler mi? En çok hangisi tehlikeli? Düşmanın açık kini mi, yoksaaa, dostun gülüşünde saklı nefreti mi?

Ziyaret: 472

Yazar: omerali

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir