Kusurluyken kusursuzluğu aramak

Evet, ne yazık ki bir de böyle bir şey var günümüzün insanlarında. Her şeyi çok iyi bildiğimizi zannedip, hemen hemen her konuda çok kolay ahkam kesiyoruz. Rahatız çünkü. Dert yok yüreğimizde. Cepte sıkıntı olsa bile her bir insan çok benzer bir hayat sürüyor bu ülkede. Zenginin hayati ile fakirin hayati arasında ne kadar büyük fark var?  Birtakım farklar elbette ki var. Mesela zengin, hasta olduğu zaman imkanlar önüne halı gibi seriliyor, yanında da bin tane adam buluyor iken fakir hasta olduğu zaman ise yalnızlığın soğuk nefesini soluyor.  Zengin ve fakir arasında bu ve bunun gibi sayısız farklar olsa da son yıllarda her birimiz çok benzer yaşam tarzı ile hemen hemen aynı imkanlar ile benzer hayatlar yaşıyor. Ülkede olan, sayısız AVM’leri, sayısız kafeleri sadece zengin insanlar mı dolduruyor? Elbette hayır. Kimse kusura bakmasın. Bugün, zenginin yaptığının aynısını, fakir de yapıyor. Zengin, ne şekilde yaşıyor ise fakir de hayatı o şekilde yaşıyor. Sakın bana; “ama herkes borç içinde.’’ edebiyatı da yapmayın. Eğer sen, cebinde on lira para varken, yüz liralık bir hayat yaşamak istiyorsan, o zaman senin borcun da olacak, harcın da.  Ayrıca bir de lüks yatında Akdeniz’in o muazzam maviliğini izleyip, kenarında şemsiyesi olan meyve kokteyini yudumluyor iken cebindeki son model telefonundan, ‘’millet aç, aç!’’ diye, twit atan insanlarımız var. Oysa bu insanlar, biraz yardımsever olsalar her gece değil ayda birkaç gece komşusu açken tok yatmasalar zengin ile fakir arasında hiçbir fark kalmadığı gibi; ülkenin yarısını, Allah’ın rızası saracak, diğer yarısını da mazlumun tertemiz duası  Ancak ne yazık ki bizler, her zaman ama her zaman kolayı tercih edip, kusurluyken kusursuzluğu arayıp, kusursuzluğu istiyoruz. Kendi üstümüzde olan, gri ve hatta siyah noktaları hiçe sayarak, karşımıza çıkan her bir insanın, ak pak olmasını istiyoruz. Kendimizi bilge, karşımızda olan her insanı da cahil kabul ediyoruz. Ülke ve millet rahata erince, şımardık zira. Kibir ve egomuz tavan yaptıkça bugüne bu muhteşem tarihi bugüne, minnet şükrümüz, ne yazık ki taban yapıyor. Çünkü şu an, dert yok. Dert olmadığı için şımarıyor, şımarınca da yazılan tarihi yaşanılan güzellikleri, dünya, büyük bir dönüm noktasında iken Türkiye’nin yükselişini görmeyip ve en önemlisi, kendimizde olan kusurları hiçe sayarak memura, doktora, polise, öğretmene ve hatta bakana, Cumhurbaşkanı’na kusur atmayı her zaman kendimizde hak görüyoruz.  Oysa hayatı, ülkeyi ve dünyayı düzeltmek istiyorsak, işe ilk önce kendimizden başlamamız gerek. Mesela adaletli bir ülke, bir dünya istiyorsak önce biz kendi hayatımızda adaletli olacağız. Dünyanın hükümdarı hak olsun istiyorsak, her zaman haktan yana olacağız ve eğer  ki; kusursuz bir şekilde yönetilmek istiyorsak, önce biz kusursuz olacağız

Ziyaret: 200

Yazar: omerali

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir