BUGÜN ÖZGÜRLÜK YÜREĞİMDE

        Bugün yüreğimi elime alıp, cümleler ile dolu, bir yolculuğa çıkmak istiyorum. Ordan oraya atlamak, hayata nefret ile söver iken, hayatı delice sevmek istiyorum. Bilmiyor, bilemiyorum. Hayat normal akişta gider iken, birden bire ne değişiyor da, her şey bu kadar anlamsız hale geliyor, bir türlü çözemiyorum.

Evet, hayatın her günü ve hatta her dakikası, imtihanımızın bir parçasıdır. Ancak bunu biliyor olmak, hayata karşı her zaman dik durmaya, her şeye göğüs germeye, ne yazık ki her seferinde yetmiyor. Çünkü bazen hayat, o kadar yükleniyor ki insanin üzerine, o anlarda sanki bütün bildiklerini, inandıklarını, güç aldıği noktaları ve hatta yaşama sebebini bile, unutabiliyor insan… hangi yöne doğru yürüse, sanki adim attığı her taraf, uçsuz bucaksiz bir boşluğa dönüşüyor ve çareler bile, suskunluğa bürünüp, istifa ediyor görevinden. Ancak bizler, ne yaşarsak yaşayalim, hiç bir şekilde durmayan zaman, yine hızla akmaya devam ediyor işte ve bizler, nasil olursak olalım, güneş ne batmayı unutuyor, ne de doğmayı…

Her yeni sabah, hayat farkli bir maske ile, ‘’günaydın’’ diyor insana. Daha dünkü yaşananlari hazım etmeden, güneşin doğması ile birlikte, yeni günün getirdiklerini, yorgun halimiz ile yaşamaya çalişiyoruz. Ve çok ilginçtir ki, bir şekilde yaşıyoruz da… acı çekmiyor muyuz? Hem de acınin, en babasını çekiyoruz. Günah olduğunu bile bile, bazen isyanın en büyüğünü ediyoruz. Bazen, aldiğimiz nefes bile, hiç bir anlam taşımaz oluyor. Ancak bir şekilde, hayat yaşatmaya, bizler de hayatı yaşamaya, son sürat devam ediyoruz.

Zaman zaman, kendim ile baş başa kalıp, derin düşüncelere dalıyorum. Çekilen acıların mimarını, yaşanan her şeye bir neden arıyor ve de her şeyin, özündeki sebebi görmeye çalişiyorum. Bunu ne kadar bececerebiliyor ve bunu yapmanın ne gibi faydasını görüyorum bilmiyorum. Hatta çoğu zaman, henüz sonuca ulaşmadan, yabancı bir ses giriyor düşüncelerimin arasına ve ben de dağılıp gidiyorum. Ancak, bazen vardığım sonuçlara göre, insan allahtan gelen derdi, sıkıntıyı, sanki daha kolay kabulleniyor. Sanırım derdin mimari allah olunca, içine dermanını da koyuyor, sabrını da…

 Komik ve hatta belki çok saçma olacak ama, ben bazen hayatı, filmindeki ondan bundan haraç alan, mafya babalarına benzetiyorum. Çünkü hayat ta, insanlara istediğini yaşatıyor ve de kimseden hiç bir zaman, bağlantıyı koparmıyor. Kim bilir belki, hayatı yaşamanin sırrı da, hiç bir şekilde kopamıyor olmaktır. Çünkü hayat, bazen mafya babası, bazen sıcacık anne kucağı ve bazen ise, şımarık sevimli çocuk oluyor. Ama her zaman, insanı kendine bağlamayı, çok iyi biliyor. Bizler de, bazen kızıp, üzülsek te, hayatın bir yerinden tutup, onun ile birlikte sürüklenmeye devam ediyoruz…

Ziyaret: 281

Yazar: omerali

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir